bu acı hepimizi yakmalı

merak ettiğim konuyu içeren yazıyı, kitabı ağır da olsa okurum ve aklımda yer eder. ya da ihtiyaç duyduğum bir bilgiyi öğrenmek için okurken de sıkılmam. oysa öğrenciliğimde ders çalışmak bana zulüm gelirdi.

ve bunları işimi yaparken aklımdan çıkarmıyorum hiç.

evimizin karşısında inşaat vardı. çalışan işçileri izledim bir süre. bir tanesi tuğlaları sayıyor, hesap yapıyordu. aklıma okulda sorduğumuz problemler geldi. kuru, anlamsız, duygusuz, amaçsız problemler… sonra işçiyi düşündüm. acaba okulda problem çözebiliyor muydu? diye. genç bir erkekti. muhtemelen başarısızdı diye düşündüm. oysa şimdi problem çözüyor dedim kendi kendime.

sonra dün sosyal medyada bir öğretmen sayfasında öldürülen akademisyenle ilgili sorunun çözümüne dair postu gördüm. “iyi insan nasıl yetiştirilir ?” diye.

sahi eğitimin böyle de bir derdi vardı değil mi ? hatta en olması gereken işlevi buydu sanırım.

  • Beden, zihin, ahlak, ruh ve duygu bakımlarından dengeli ve sağlıklı şekilde gelişmiş bir kişiliğe ve karaktere, hür ve bilimsel düşünme gücüne, geniş bir dünya görüşüne sahip, insan haklarına saygılı, kişilik ve teşebbüse değer veren, topluma karşı sorumluluk duyan; yapıcı, yaratıcı ve verimli kişiler olarak yetiştirmek;

  • İlgi, istidat ve kabiliyetlerini geliştirerek gerekli bilgi, beceri, davranışlar ve birlikte iş görme alışkanlığıkazandırmak suretiyle hayata hazırlamak ve onların, kendilerini mutlu kılacak ve toplumun mutluluğuna katkıda bulunacak bir meslek sahibi olmalarını sağlamak;

  • Böylece bir yandan Türk vatandaşlarının ve Türk toplumunun refah ve mutluluğunu artırmak; öte yandan milli birlik ve bütünlük içinde iktisadi, sosyal ve kültürel kalkınmayı desteklemek ve hızlandırmak ve nihayet Türk Milletini çağdaş uygarlığın yapıcı, yaratıcı, seçkin bir ortağı yapmaktır.
    (  1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu 2.Madde)

sonra geçen yıl 2.sınıf öğrencisine deneme testi yaptırmak isteyen müdürle atışmamızı hatırladım. değer eğitim için yapılan etkinlikte dahi çocukların yarıştırıldığında itiraz edişime kimsenin oralı olmamasını da. yarışma ve eğitim ???

mesleğin başlarındaydım. izlediğimiz amerikan filmlerinde okulların hali içler acısıydı. öğrencinin öğrenciye, öğrencinin öğretmene, öğretmenin öğrenciye şiddet sarmalı içindeydi ortam. sonra biz yaşamaya başladık. gün geçtikçe daha da yakıcı bir biçimde.

hekim, hemşire, öğretmen, müdür önce dövülür oldu. sonra öldürülür olduk. hızlı bir şekilde şiddet sarmalında savrulurken sadece hastalandığımızda sağlığın kıymetini anladığımız gibi bir yanımız vurulduğunda konuşursak, ağlar geçersek daha çok ağlayacağız belli ki.

hizmet veren ile hizmet alanı sanki başka ülkenin insanları gibi karşı karşıya getirmeyle başladı aslında herşey. ondan önce de elbette eğitimin yukarıda söylenen temel amacı unutulup sınav başarısı üzerinden değerlendirmeler elbette.

eğitim görevlisi, yöneticisi olanlarla toplum arasında ciddi bir paralellik var. belki de sorun burdadır. bu her meslek grubu için geçerli ayrıca. hukuksuzluğu meşrulaştıran hukukçular, tıpbı reddeden  hekimler, riya şirk batağındaki din adamları gibi… diğer taraftan aynılık iyi bir şey olurdu eğer yaşadıklarımız iyi olsaydı. meslektaşı dövülmüşken, öldürülmüşken odasına sinen, başını önüne eğen kişileri, sözüm ona meslektaşları görünce zaten öldüğümüzü görüyorum. bir kez daha anlıyorum sebebi, müsebbibi.

geçen yıl iktidara oldukça yakın bir sendika eğitimciye şiddetle ilgili imza kampanyası açmıştı. yasal düzenleme istiyorlardı. ben de imza vermiştim. milli duyguları hassas başka birileri daha imzalamıştı sonra. daha sonra imzasının üzerini karaladığını gördüm. neden diye sorduğumda, burada yazamayacağım ama abuk subuk sözde siyasi nedenler saydı. asıl siyasetin eğitimcinin can güvenliği olduğunu, kendisinin eğitimci olduğunu unutarak.

birileri işini layıkıyle yapmaya çalışırken, birileri sallla başını, al maaşını yapıyor. ben mi kurtaracağım diyor. sonra eğitim, eğitimci kötü oluyor. bu sarmal böyle büyüyor. iyiler, doğrular susturuluyor. e geri kalana ya razı olacaksın ya da biz ne yapıyoruz diyecek herkes……ve bu acılar herkesi yakmalı…

musa ertürk

admin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Next Post

fil kadar nefs

Sal Şub 5 , 2019
merak ettiğim konuyu içeren yazıyı, kitabı ağır da olsa okurum ve aklımda yer eder. ya da ihtiyaç duyduğum bir bilgiyi öğrenmek için okurken de sıkılmam. oysa öğrenciliğimde ders çalışmak bana zulüm gelirdi. ve bunları işimi yaparken aklımdan çıkarmıyorum hiç. evimizin karşısında inşaat vardı. çalışan işçileri izledim bir süre. bir tanesi […]